March 18, 2026

 Akşam üzeri izlediğim bir reelsdeki rakamsal önermeler aklıma giriyor, sırf öylesine de olsa, ve sonucun neye tekabül yani hangi anlama geleceğini bilmeden, doğum tarihimin rakamlarını toplarken buluyorum kendimi,

hatırladım tek şey, yani beni önerdikleri bilgiye götürecek ki sallama veya pek kişisel olduğu anlaşılan o bilginin tek aklımda kalan ögesi, çıkan sayının senin hayat amacını bulduğun yaşın olması gibi saçma bir şeye yani: aklım takılıyor. 26 yaşında yapmakta olduğum o şey benim hayat amacım mıydı yani diyip biraz neredeydim ne yapıyordum diye düşünüp, başka reelse, bir başka reelse, filme, diziye, uykuya, kahvaltıya ve kahveye kaydıktan sonra bilgisayar başındayım. Bu sefer de yapmam gereken şey, birkaç ay önce imç'de denk geldiğim ve aslında 2012de Peyote'de konserlerinde de çektiğim alman grup fotoğraflarını editlemem gerektiği, beklenen haber birkaç ay geç geldi, ben de tembellikten ne editledim ne de baktım lakin bu geç kalmışlık sayesinde, başka bir arşiv taramasında 2012de konserlerinde de onları çekmiş olduğumu görmüş oldum. Yani neymiş her işi zamanında yaparsan arada bişeyler eksik kalabilir gibi bişey olabilirmiş yani, neyse, bugün de işte onları çektiğim digital fotoğrafları ararken, analogları buldum lakin digitaller kartımı arkadaşımın harddiskine boşalttığımdan ve onları almamış olma ve onun silmiş olma ihtimalinden dolayı aslında artık olmayabilirler, en azından analog var, tüm elektrik veya arşivler gitse dahi, sanırım analogu sevişimin ve çeşitli biolarımın içinde geçen bu sikko cümleyi, burada böylece de tutabilirim. So bu sefer de onların o olmaması muhtemel karelerini boş boş ararken 26 yaşımdan bazı donelere eriştim, birkaç günlük yazı var elimde. Bir çok da fotoğraf elbette ancak fotoğrafların şimdilik birşey ifade ettikleri ( yani hayatımın anlamı bağlamında) söylenemez, çok fazla refereler lakin peki ya yazdıklarım bişey diyor olabilir mi?

önce yazılara bakalım:

bunlar şöyle isimlenmiş, bir yerdeyim(son yazıda veriyorum bu bilgiyi) ve orada olduğumun 44. günün de veya 36. gününde yazmışım. yani isimler orada olmuşluğumun gün kayıt rakamlarıyla birbirlerinden ayrılıyor. en azdan çoka doğru (çoka süper bişi bence) aktarıyorum:
biraz manidar başlıyor.

hemen atlamıyorum ama

aa evet buldum işte hayat amacım bu olmalı demeyeceğim yani:

şimdi okuyunca anlayacaksınız uzatmayayayyıyıyıymmmm, zort

"
37.

Biri bana sadece yaz demişti.

Düşünme, aksın. Mümkün mü? Ya da lafa mı dolanıyor yine içi boş ama bir yerlerden duyulmuş bilmişlik gçlgeleri? Sen yaz, düşünme, y da bilmem ne, sanki olmayacak olanı yapabilmeye yetermiş gibi, çarpık ama osun belki de içten.

Aynı filmi bilmem kaçıncı açışım, hava kararınca, emin, bu sefer belki geçerim bir önceki kendimi.

Müzik sesi uzaktan, okyanusa çarpıp dağılarak geriyor kendini gerim gerim. Dur. Sus. Saçmalama.

Adadayım. Gün 37, belli ama sersemli bir nemli.

Yarın başkent, yol uzun­, uyku benim yine bu gece, derin ve özel.

Uyku benim yine burada, evimde, ben neredeysem orası olan yerimde.

"

Şimdi biraz yazımla ilgili yazayım.

Öncelikle biri bana sadece yaz demişti gibi bir dramatikliği hak eden ve zor 36 günün ardından o cümle sayesinde yazmaya başladığım doğru, ancak cidden kaç sene geçti bilmem 7 8 veya fazla, yazmak zaman aktıkça zorlaşıyor. Buraya da uğramak, defteri dahi açmak, kelimelere karar vermek, dünya ile doğru orantıdaki suskunluğumu rendeye veriyorum, fikirler özgür değil, de niye susmayı seçiyorum?

"sanki olmayacak olanı yapabilmeye yetermiş gibi" enteresan, çok net anlıyorum ama açıklayamıyorum. hehe ardından hangi filmi açıyorum? anımsayamıyorum.

lakin kendini gerim gerim geren sesin okyanusa çarpıp bana gelişini kulağımın ucunda gibi duyabiliyorum şimdi. bazı şeyler kalıyor, bazı şeyler hiç olmamış gibi.

ev ile ilgili düşüncelerim hep aynıydı, neredeysem orada olabilen o saydam yapı zaman geçtikçe genişledi yalnızca, bu da iyi yani işte ne biliyim 8 artı 2 evdeymişim gibi şimdi ne deliğe girersem gireyim o zamanlar maks 2 artı 1 di he he he
uykunun özelliğine koptum ama çok doğru. uyku cidden çok özel değil mi? özelin direk tanımı, benim uykum bana özel, seninkisi sana, yani senin uykun mesela asla bana özel olamaz amma yan yana özel uykularımızı çekebiliriz, o ayrı. 

2. günlük yazısına atlıyorum:

"

44.

Zamanı öldürmek mi akıtmak bu şekilde istemsizce, elimde olmadan durumları, yoksa ceza mı rahatlığa bedel gibi duran.

Gidip aramalı mıyım­, bekleyip sallanıp zamanın şimdiliğine mi denk getirmeli arananı.

Günler bensiz,

Belli belirsiz bir keder yansıyor tekinsiz.

Günler bölünmüş belli

içinde kim var şüpheli.

Bildiklerimi de unutturursunuz bana burada,

bildiklerim silinir gibi sanki havaya,

siz ki umursamaz

siz ki lim olduğunuza uzak dolanbaç.

İlhamıma tuzak.

"


girizgahımda yine kendimi suçlayacak bir hale büründüğümdendir de o sıralar genelde ben suçluydum ölesiye hehe rahatlıktan kastım biraz tropikallik daha fazlası değil.

o sıralar aradığım bişey vardı, ne olduğunu bilmeden, şimdi düşünüyorum, cidden aradığımdan çok daha fazlasını buldum, belki de aradığımı değil, direk olarak, çünkü belirsiz bir hedef seni çokça taşırıyor, ama işte o taşkınlıklarla oluşan yeni rota belki de asıl istenilene seni taşıyor. bu sebeplerle de o sıralar ne aradığımı bilmeden arayış halim epey işe yaramış oluyor. 

işte sanırım biraz insanın kendini araması, o bilinmez arayış, sana kendini sorgulatıyor ister istemez, önce yabancılaştığın senlerle hatta sensizliklerle karşılaşabiliyorsun. neyse gerisi dramatik, sondan 2. cümle yanlış yazmışım ama direk öyle aldım buraya da hiç ellemedim yazdıklarımı. siz ki kim olduğunuza uzak dolanbaç, ilhamıma tuzak. 
doğru, doğru..
insan kendini veya kendince mantıklı şeyleri ararken cidden çok boktan insanlarla yaşamak, karşılaşmak, sürtüşmek zorunda kalabiliyor, şu anda ta burdan bakınca okay, görünen ama içinde ve zamanında düşünüldüğünde aşırı sikik olan şeyler olmadı değil ama who cares bi yandan, ben 28 Şubat'dan beri İran'daki arkadaşımdan cevap alamıyorum mesela, cidden ölmüş olması muhtamel. Ve benim ona İstanbul'da kal, gitme deme ramen gitmesi, ve mak 9 gün sonra iletişimimizin kesilmesi, vs bunlar biraz daha ciddi şimdi, o zamanlara nazaran. 

"
45.

Bugün sağ gözüm sol gözümden, normalde olduğundan daha fazla soğuk görüyor herşeyi.

Eşiitsizlik bulaşıyor havaya, elimi sallıyorum, biraz boşuna.

Gideceğim yeri bilmeden çıkmak gibi yola bugün bildiğim bir yere bile gitmek. Yattığım yerden uzaklaşmadan, bir 57 adım kadar yürüyüp, oturmak benzer bir yere.

Bugün sağ gözüm sola göre daha uzun süre açık kalmak istiyor nedense. Okyanus dounayda aldığı suyu geri itiyor gözlerimin önünde.

Kendime dönmem mi gerekli yine?
"

aynen sağ gözüm ve sol gözüm tonları farklı görüyor, kimse bana inanmasa da doktorlara sorunca aynen normal falan dediler olurmuş arada öyle neyse
"Bugün sağ gözüm sola göre daha uzun süre açık kalmak istiyor nedense. Okyanus dounayda aldığı suyu geri itiyor gözlerimin önünde." bu şekilde sağ sol göze tekrardan yazımda gelme halini sevdim ve cidden su geri geliyordu gözümüz önünde. 


"

46

Kapalı balkonumda oturmuş manzarama bakarken,

fransız balkon derler ona, biliyorum, ama yakıştırmam iştendeğil bu görünüm çıkmazına,

herkesin birliği ve bir-olma durumu her birinizle, aklımın ucunda elbette, sorgum susar inanmak isterken bulunurum, sokaktayım, kornalar, kırmızı ışık, küfürlerle tartışan yumruklar

ve eteğimi kapıyor bir hergele, bir kısmı üzülerek akıyor bacaklarımdan adamın eline,

gül oluyor saniyesinde solanlardan. Devam birkaç adım öteye.

V ebiliyorum ki kuş sesleri değil arkadaki uçuşkan yapışıltı ve kırmızı ışık, kırmızı ışığa dönüşüyor tekrar tekrar. Sokaklar eriyor miğdeme ve yoksul zifti burnumu tıkıyor, aklıma takılıyor.

Aklıma tınlıyor köhne dışarıdalık.

ve penceremin pencerelere açılan manzarası ve sen ahmak birlik, sızıyorsun içime.

Saat akşam üzeri beşten altıya sallanırken genelde, buralarda tüm bu işkence.

Halbuki birlik, teklik lakin kargaşa, sisler, asfalt, pencere, aralık, kırıklık, kin.

Mevsimlerden sonbahardır umarım, Fransız balkonumda ben, aklımda bir sürü sen, kuş sesleri arka fona yalanır hayal meyal yankılanır, amacıma bir adım kala, uyanıyorum bak yine bana bana bana.

"
 şimdi bu noktaya geldiğimiz şu anda, şimdi ve şu an, hehe nereye nasıl bağlayacağımı unuttuğum bu yazı belki de ilk planlanandan farklı bir noktaya kayacak olabilir, sorun değil, biraz düşüneyim, ha 26 yaş, hayat amacı, falan filan, konser, grup, fotoğraf, iran, arkadaş, ölüm. 26 yaşında bilincinde olmadan hayatımın amacını bulup onu yapmaya başlamamış, onu yapmak? haha, olabilir miyim? neredeyse 2010dan beri ne yapıyorsam hala onları yaptığımı düşünürsek, neyse 46yı okumaya başlıyoruz.
"yapışıltı" iyiymiş.
"sokaklar eriyor miğdeme" de aşırı öyle oldu. elbet "yoksul zifti" de doğru bir benzetme kete. 

"Aklıma tınlıyor köhne dışarıdalık.

ve penceremin pencerelere açılan manzarası ve sen ahmak birlik, sızıyorsun içime.

Saat akşam üzeri beşten altıya sallanırken genelde, buralarda tüm bu işkence.

Halbuki birlik, teklik lakin kargaşa, sisler, asfalt, pencere, aralık, kırıklık, kin.

Mevsimlerden sonbahardır umarım, Fransız balkonumda ben, aklımda bir sürü sen, kuş sesleri arka fona yalanır hayal meyal yankılanır, amacıma bir adım kala, uyanıyorum bak yine bana bana bana."


bu kısmı yalnızca tekrardan buraya yazmak, ve tekrardan okumak, tek doğru akışı olabilir belki de bu yazının.

hele yazının son kısmı, bu az da olsa yazılmış günlüklerin ilk başladığı, sonra bir 15 gün kadar kesildiği, üzerine hiç düşünmeden, öylece tek seferde akan, şu; buraya o zamanlardan yazacağım son yazı. sonuç olarak hala hayatımın amacı ne bulmuş değilim. Belki biraz daha fazla yazmak? ya da who cares


"

21.

30 kasım 2018 ( direk tarih verdiğim tek yazı)

Kamboçya KohRong adası ( ve de loc.) 

Yirmi birinci gün. Ada sakin. Günler yine uzun mu geçiyor kısa mı emin olmadığım aralıklardan birindeyim.

Kasım ile Aralık arasındaki aya girmiş bulunmaktayım aslında tam anlamıyla.

Yaşamım böyle mi olmalı, şehirden ve şehir sürtmelerinden uzakta, kendim ile kendi kendime.

Tek ses var bitmeyen, usanmadan arka katmanı boyayayan, dolu dolu, kendinden emin, varlığın en temellisi, temelliği­, dalgaların sesi.

Dolanıyor geçmiş ayak uçlarıma. Geleceğim noktayı sorguluyor ruhum. Mutluluğun içeriğine tüküren sıkıntılardan yeni arınmış ben, bile bile biteceğini anın, andan kaçışların çarkı.

Bedenimi sevemeyişimin bitmek bilmez tutsaklığı. Ölümse uzak burda bana, fikren zindanlaşan gerçeklik kokuşması düzeliyor gibi adeta. Kendine özlem, arzulara özlem, aşka katıklı birkaç düş çıkmazı.

Yazılacak çok şey var kelimeleri kayıp, akışkan düşünce tenceresinde bir batık gibi aynı. Toparlanıyor düştüğü yerden, bulanıyor zamanın keskin oklarına, düğümlendiği yerden, açıla açıla, gelecek biliyorum en sonunda düz yazışlara. Umut doluyor boşluğumda, çukurumda. Aklıma geliyor tüm geçiştirdiğim dünler, yanında yanmak canlı canlı, br hiç kaıyor, korkuyorum bıçaklığına.

Okumadığım o tüm kitaplar, okuyup da tutamadıklarım benliğimde, yaılıyor muyum ben yine? Hepsi bende.

Sahnedir hayat. Kendini rolden role atadığın bin bir kere. Sahnedir hayat sonunu huncarca eşelediğin, beliryemediğin, sezemediğin. Booom saçmalaşarak eriştiğin. Sahne midir tüm hayat, suflesi ruhundan akan. Sonuçsuz sorular.

Örseliyor parmaklarım klavyeyi, toparlayamıyorum aklımdaki senden yansıyan benleri. Biliyorum herşey tam da olması gerektiği gibi. Beni izledi adımlarım, yalnızca beni. Alınan tüm kararlar, karalaya karalaya karşılaştı kanımca kanlı canlı bir kapana sıkışa sıkışa.

Dalgaların sesine dost olmak, akan saatin tık tıklarına bulanarak.

Bölünmek kırıla kırıla­­­­, çoğalmak mı ahmakça da olsa?"





January 25, 2026

sana final halini sunamam belki, evin, lakin, içimdeki ölümcül yaşam arzusunu linklediğim bedenini bedenime ihtiyaç yapma halimi duvarları yapmayı planlıyorum diyelim.

karanlık ışığın olduğu yerde beliriyorsun, karşılığında, bildiğin, siyah bu ışık, aldırmıyorum, inatçıyım, seveceğiz birbirimizi.

cehennemin negatifi gibi, kara ve senin.
bekleninenin aksine, seviyoruz birbirimizi, sırf-cennet değildir cehenemin tersi, biraz senin biraz benim seks sonrası ılıklaşmış terimiz, söndürmeye yeter mi göreceğiz bahsi geçen siyah gecenin.

halbuki, öylesine de olsa, uzak değilim, defterdar yokuşu no:1 cidden yalnızca 3 alt köşesi olduğun yerinin. Sanırım seni önce ben istemedim. önce sen de beni istemedin, istek değildi, oluyorduk, ve karşımdaydın, isliydi gözlerim, bulutlu halim, tek istediğim ise type c şarj aletin. sırf şarkını söyletmedim diye kızışın ardından tatlılığım seni ele geçirmeseydi sanırım iyi olmazdı, iltifat bile yedim.
bana ne tatlı şeysin sen öyle dememiş miydin?

üstünden yıllar geçse de, belki gün çizgileri 8erli kazınıyor, gözlerin ve dişlerin, pişt elleme o kadar dediğimdeki, bana gıcık olan gözlerin, ve dişlerine değdirmemeni söylediğim o ellerin de, her bir şeyin, karşımda, sanki 2000lerdesin, tıpkı eskidensin, her bir şeyin, önce benim olsun istedim, sonra, tek bir sen bile yeterdin-diyelim.


January 20, 2026

Mağara adam gibi jack of all trades master of none none

kimseye yazılmış bir aşk yazısı, aks

biliyorum evet evet,

sen de o prensenses sevgilisi olan adamlardansın, evet evet

mağara adamların aksine,

aranız bozuk olsa dahi tek istediğin o sanarsın

biliyorum evet sen de o prenses sen de O.

Olunca vardır.

olunca var zqmqn.




olunca var sümük israf,

eli hafif akrepten kaçan ahmak nerede pişio?

evlerden birinden geliyor duman, sanarsın duvarlar dağdan

daha dur aslan baş sarkar dışarıdan..

aman yastık yorgana işemesin diye hep dış cephe hep çiş.



dağına göre kar diyor babam,

ben nasıl bir dağım babacım?

bana öğrettiklerin arasından,

eriyor tüm toprak, kaya rüyalarımda üşüyor anca gözlerim kardan,

  soruyorum yardan değil yandan çıkıyor hayal baldan, ah babacım söyle bana nerden anlarım kar damlarsa dağımdan akarsa ağımdan?

 

hintli zenginler arap zenginler geçiyor camdan,

biraz sıkılan bir uyak, tek düze 

ve saydam.




 
Mavi ( 71 )


Fermuarımı kapatmak için kazağımı pantolonumun içerisine sıkıştırdım. Hava o kadar da soğuk değil, ama yürürken rüzgardan ceketin sağa ve sola açılmasından rahatsız olacak kadar gıcık bir halimde var bugün. Heral 17 gündür yoldayım, bu sefer, her seferinde olduğu gibi, gideceğim yer belli, ancak araları uzattıkça geriyorum, her boktan kasabada duruyorum. Evet kasaba kelimesinin kullanıldığı yıllardayız. Şu anda durduğum yerde, 1 kahve, 2 restoran ve 1 bar var. Yalnızca bara doğru ilerlediğim bu rotanın rengi sarı ile yeşil. Evler sanki içlerinden kimse çıkmayacakmış gibi, çoğunun ışığı yanıyor ama. 27. evden sola dönüyorum, kasaba maks 52 evden oluyor. Ama duydum ki civar 9 kasabadan yalnızca bu kasabada bar var, evet kasaba demeyi seviyorum bugün. Daha bar binasını duymadan sesi geliyor, cidden ya ortam ya da sağır (sahır yazıyorum önce, disleksi beni ilk bu kelimede vurmuyor, ama tam bu kelimede vazgeçiyorum saklamaktan gerçekleri, çoğu zaman altını çizerek okuyorum elime geçenleri) bir barmen ile karşı karşıyayız. Yakınlaştıkça kulağıma çalandan memnun bir hale bürünen geçmişim var arkamda, müziğin taşıdığı bir benliğe, gece birkaç kadeh kırmızı şarap benden. İçeri giriyorum, hala 1 sayfalık yazmadığım gerçeği bir yana, duvarları incelerken, çoktan kadehim yarılanmış, olduğum yerde olmakla meşgulüm aysız bu gecede. Yalnız olmak, bilmediğim bir yerde olmak, şarap gibi, kırmızı, isli ve benim. Solda duran veya sağda duran kişileri tarif etmeden, geçiyorum yanlarından, biraz da barda oturayım. Gerçi inanır mısınız epey kalabalık etrafım, biraz şaşkınım. Heral 9 kasabadan akın etmiş olmalı insanlar, ya da yalnızca bu kasabadan. Kasaba kelimesinin yazımımı ele geçirdiğini yadsıyarak, kulak kesildiğim parçanın tanıdıklığına tikeliyorum şimdi, burada karşıma çıkmak da neyin nesi? İnanır mısınız bu onun ta kendisi. Ta kendisi. 1.49. İhtiyacım olan sakin olma, arka kapıdan kaçmış gibi, kadehi tutan elim sanki benim değil, ses telleri gıdıma yapışıyor, yutkunluğum ise eksi bir manzara. Etrafa bakıyorum, herkes aynı bu parçadan olduğu gibi duruyor, benim aksime. Halbuki, son yudumdu, kıl payı yakaladığım bu gerçeklik çakmasıyla, hiçbir yerde var olmayan ekşi bir aşkın tınısı halini alıyor yutkunamayışım. Cidden uzun süredir gelmemiştin aklıma. Bir kadeh daha rica edip bardan kalkıyorum, ardından çalan şarkıdan bihaber tıkalı kulaklarım ancak zihnimdeki piçlikler var şimdi ritimde. Bar hala aynı bar, insanlar hep varlar. Yalnızlığımı onlar kanıtlıyorlar, insan sanki tek başınayken daha az yalnız gibi kalabalıktaki yalnızlığından. Ben her ikisini de çok sevmekle kalmayıp, yalnızlıkların türlerine kopuyorum işte. İşte bu yalnızlık, o parçadan sonra, paha biçilemez geliyor, çünkü o yoksa yanımda, kimsenin olmasını istemiyor oluşumu tıklatıyor bana. Seviyorum bu yalnızlığı. Ve bir kadeh daha.


September 2, 2025

 hiç bişey yapmak istemediğim o andayım.

    • yaş 34
    • cinsiyet kadın
    • ev yok
    • iş tanımsız
    • para önemsiz
    • ayaklar çirkin
    • sırt kambur
    • sevdiği rakam 7
    • eskiden 6 idi
    • küpe takamaz alerjili
    • favori grubu yok
    • plak çalar
    • plak sayısı 32
    • sol elle de yazar
    • ama kimse anlamaz
    • istanbul u sever
    • ama orada durmak yaramaz
    • bişey i ayrı yazamaz
    • aynı sırada herşeyi de
    • yakın arkadaşların çoğu avrupada
    • ona vize çıkmaz
    • avrupa yı da hiç sevmez
    • zaten genel olarak hiç bişey yapmak istemez
    • kahve müzeler falan güzel aslında dese de sklemez
    • kaldığı evdeki çiçeklerin ölüşünü izlemek ona pek iyi gelmez
    • tek kişilik yatakta uyumayı yalnız uyumayı sevdiği halde sevmez
    • genelde etrafında ihtiyacı olmasa da bir sürü nesne taşımaktan hoşlanır
    • evet her şeye rağmen arada hoşlandığı şeyler var ve sanırım çoğu nesnesel
    • bir şekilde merdivenleri hep çok sevmiştir ve yalnızca öyle duruyor diye yazar
    • çünkü ne de olsa sevdiği bir diğer şey de dökülmüştür ağızdan ve o da bir nesnedir
    • laptopu hep yazmak istediğinde ısınır ve ses çıkartır bu da modası geçmiş bir şikayettir.







 






August 21, 2025

 dün gece 1 şişe kırmızı şarap sonrasında annemin 7 gezegen dizilmiş yan yana ne dilersen gerçek olacak demesi üzerine gelen anlık rep cevabım gerçektir:
anneme whatsapp ten:




diş fırçalamak yüz yıkamak zor gelir ama bir yandan 7 gezegen yanyana dizildiği için dileklerini diz deyolar (yanyana da ayrılamaz)

ben liste abartı

tokyoda dükkan nepalde ev derim, adada stüdyo, İstanbul atölyedir.

atinada galeri isterim. derken bir güzel yuh derim.

ancak 7 gezegen deyolar dizilir, istediğini vermeye belirir.

ne dilersen gerçek ne dilersin çek çeek çeeeeek açık çek

Bazen de cidden en iyi şeydir, dileklerin Terkar-ı Kerim

Anı anlık yaşayanlar deriz bu bir rahatlık biçimiyse ana özeldir ama pek özel

Flash city 

Işık hızıyla söylerim bir bir makine listesi belirir

ışıyan mor bozuk-buzdolabı 

4lük 2 adet bud pack, hiç sevmeeeemmmm

Çöpleri çek 

400bintl ye deste olansa ağırlığı beli kemirir

Çek çöpleri aşağaa bize verilen dirilir

Bornovada milattan önce şampanya tadında prada gözlük bulunmuş pisuarda 

Bana yakışır her türlü marka aman ha

Ergime başlıyor işte ister deniz kumu kullan ister poşetleri guards aaaal farketmez kankaa 

ha ha haaa


We are the team of same anca

Eme yine de şubat ayında bana bi kapanmak geldi amca

Sonra grafiti yapmaya başladım felan

Çünkü baya iyidir yaw görünmeyen nokta

Yapacaksan

Seni sen görsün 

Ameeee nammma bisss flean flian kanca



Benim cüzdan pembe, lila onun kız sanma

Sonra istemez biri konuşmak handa

Biri çizer

Biri sallar diğeri diretir diretik aman şşt kimse bilmezz bunu susar arada şaşarız hatta bu nasıl bir susuştur hatta

Zamanı gelir geldiği fikir gibi her çeyinnnn 

Kir.izi kir.xi kırmızı etek li kızzzzz dirilir sıkılır Arta.r kelimeler 

Anlamak.sikjcilassir 

Sıkıcı laşör laşır 


Yara ham yapmak istediğin gibi şuracıkta olsa da

7 gezegen hizaaaaada

Da

Daaaaaa.



kuşanç. haha 

August 20, 2025

 şimdiliğin oluşması zaman alamayan adımda kendimi bulmama şaşırmıyorum, 

geçici sırflık gibi temenni belirim faslı bu. 

bir diğerimi aramadığım halde tökezlediğim yayımın istemeden işlemesi sanrıma, 

düz ve kalıcı bırakalım bunları, 

ne diye ikiye bölersin kendini diyor oradan bilen birisi, 

soruların gerekliliğiyle bilgelik hissi yayılıyor kül tablasından, 

sigara içmiyorum halbuki, sessizlik kendini duman sanıyor salaktan. 

avcu açık bir çift, dolgu topuk deli ve yansımalarda asıl kendini bulamama laneti üzerinde olan 3ümüzüz şimdi, 

buyurun siz geri ben ileri. 

söyle asıl nedir bunların ingilizcesi?

August 18, 2025

Nefret zamanla ağırlığı artan bir yüke dönüşür, görünmez edersin, istemezsin senden yana gayri, 
edende biriken kordur ister görmezden gel ister delinir bu var halin. 

İkimgöz yaşını göstersem size bilebilir misiniz ne kadarla narin? 
terk edilmek hep aynı kırıklığıyla güzellenir, sen aynı değilsindir, ezilişindir ayna hali. 

Ne olduğunla ölçmezler aşkını, şansına kalır öpüşler.
İşte bundandır küsüm hayli, 
ban bırakın, 
ben uyur kayar, geleceğe kapalı bam papi.

Bitkinliğin tasarlanması duruyor baş aşağı, zincirler şeffaf sahi, 
Spekülatif gelecek tasarımı dağdan inen kar tanesi gibi yalnız ve senin, 
umrumda değil merkezden yayılan kor eseri. 

Yüz körlüğü saçmasıyla karşı karşıya kalsa kafi,
ancak olmayan herşeyin tiyatrosu bu,
bitmemesi başlamadığındandır dizesi dahi.

August 17, 2025


bugünkü kitap buydu.
çağdaş alman kültürünün başlangıcı olarak kabul edilen bu kitap roman-mektup tarzında yazılmış.başından geçen olaylarını ve aşık olduğu kadına karşı duyduğu hislerini döktüğü mektuplardan oluşan kitap oldukça şiirseldi ve okulda okumak pek zordu.olsundu.


22 Mayıs
bazı insanlar,hayatın bir rüyadan ibaret olduğunu düşünmüşler.bu duygu benim de peşimi bırakmıyor.insanın yaratıca ve araştırıcı kuvvetinin dar bir çerçeve içine sıkıştırıldığını anlıyorum.şu zavallı varlığımızı sürdürmekten başka hedefimiz yok,salt ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşıyoruz,başka bir şey yaptığımız yok.içimizin rahat ettiği zamanlardaki sakinlik boyun eğişten geliyor.böylelikle zindanlarının duvarlarına güzel resimler,iç açıcı manzaralar çizen mahkumlara benziyoruz.bunları düşündükçe sanki aklım duruyor,Wilhelm,kendi içime dönüyorum ve orada başka bir dünya buluyorum.bu alemde,hayat ve hareketten çok sezişler ve karanlık istekler var.karşımda türlü türlü imgeler dolaşıyor.ben ise gülümseyerek derin düşüncelere dalıyorum.

27 ekim
çok şeye sahibim.ama onu düşünmek her şeyimi silip süpürüyor.nelerim var!fakat onsuz herşey bana hiç oluyor.


şeklinde.


Bu kitaptan etkilenip yazmışım kelime kelime, noktamalardan sonra boşluk bırakmadığımı göz önünde bulundurursak 2009'dan öncesi, her şey hala aynı etkide etkiliyor, ne diyim, kitap dertti.



ritüel hayat tablosu


9.30 da sınav
12.00 da kahvaltı
13.20 de dersanenin yanındaki sokakta 1 tane sigara
13.30 da dersane
17.30 da dersaneden çıkış
18.00 da otobüs
18.40 da 330-bostanlı
19.20 de call u

(bunu 2009da draftlamışım) 

August 16, 2025


 

 Zaten şaşmıyor, anlamsız öğleden sonra kestirmemi bitirmeye karar verdiğim saat 15.12, hiç şaşmıyor, saat ya 12 geçiyor ya da 12 var oluyor.

Cidden şaşmayan nadir şey var biri o, biri de tembelliğim, diğeri tırnak yiyorum, beyaz şarap içmiyorum, bunlar şaşmıyor yani. 

Annem bahçenin kapısına yakın parkeden yan komşudan şikayetçi, bu da şaşmaz.

Ama cidden illa da burnunu biraz da olsun sokacak bizim bahçe kapısına..Bunları yazarken annem gelio, 2 ayrı ev göstermeye gitmişti, o arada bana makinayı boşalt dedi ve şu börülceleri ayıkla ve bişey daha diyordu ben ofladığımdan devam etmedi, tembelim işte, şaşmaz o da.

Zaten ben bi şekilde neden hala buradayım onu kestirememenin verdiği ağırlıkla kestiriyorum, eskiden benim evimde duran ikea indirim kısmından aldığımız koltukta, L'dir kendisi.

Börülceleri güzel ayıklamışım pohpohlaması geliyor, makinayı yarım boşalttım diye ki yerlerini bilmediğim şeyleri ellemedim sonradan gıcıklamasın die, aa bunlar kirliler mi laf sokması beliriyor, ama olsun ne yaparsa yapsın veyahut derse dahi gıcık bir yerden değil, herşey normal ve komik gelir. 

Herşeyi ayırasım gelmiyor, sokaktan içeri dalan yavru kedi her ama her şeyi tırmalıyo. Sallamıyorum, neyse o. 

Yapıveridursun diyorum ablam, biz gelene kadar, yemeğin harcını, teknede bişi yok dio annem, hani sarımsaklar oradaydı?

Sarımsaktan ekonomi vakti geldi çattı, işte bu an! Teknede çok var ya, eve almak no deyor. 

ona ulaşmak da ayrıca bir zor diyo,

ablama, 

Sarımsağa olduğu kadar şu anda, 

haklı,

baba kız, bakmazlar telefona, şaşmıyor.

bana sorsan meşgulum ondan açamam, ya da açsam da kısa keserim, ödünüz kopmasın, kendi halimdeyim.

neyse öyle ya da böyle, yemekler hazırlanıyor, tüm tırnaklar yeniyor, birkaç foto seçiyorum bok var gibi instaya falan koymaya, biraz ona yolla biraz buna yolla, aşırı ısınmış laptopu kapıyorum hışınla, şaşmazzzzz, hızlı pes ediyorum pc başına.



(bunu dün hızla yazdım, bugün editledim ha ha haaa şimdi oldu yani der gibi neyse edit polisi vardı Bi ara bana editlediğini fark etmiyorum sanma falan yazmıştı, kimdi ve nereden yazdı hatırlamıyorum ama yazdı işte, bok var gibi o da gerdi beni, sonra buradan edit yapmayı bırakmıştım, gerçi her bir yerden de, şaşmaz, neyse o. ) 

August 14, 2025


 

  1.  ne zaman yazıcam diyorum, yazıcam yazıcaaam
  2. önce aklımı oraya danklatan şey yaşanıyor oluyor, aynen tam o anda yazası geliyor halimin, ama anlamıyorum büyük yazarlar durup mu yazanlar yoksa sonra mı? büyük yazar diyecek kadar sıkıcı ama bir o kadar da inançlıyım bu cümleye kadar. sonra ise nasıl akılda kalıyor ya da nasıl aynı hevesi tutuyorlar bilmiyorum da şeylerin hissettirdiklerinden beynime akan cümleler anda oldukları gibi değiller sonrasında, 
  3. ya da cidden o cümleler oldu mu yazmasam da?
  4. ekran beni sevmiyor diye değil belki de, artık gözlük kullanıyorum, geceleri de varım başında ancak laptopum eski ve sıcak diye de mi değil? ya da çıkarttığı ses veya dur yok daktilo daha da sesliydi, benim hiç daktilom olmadı ki,
  5. bir sokak geliyor aklıma, anca bir sokakta yürürken geliyor tabii, napıcam, defteri çıkartıp yazacak mıyım? o eski tozlu halini sokağın, insanların tavrının bendeki etkilerini ve bilmediğim bir benin belirişini önce bende sonra işte en dar sokağında hadi diyelim Kathmandu'nun, aynen hadi oranın olsun bari ihtimal-i, durup yazmalıyım belki de, 
  6. ya da ben yazmak için var olmadım, anca söylemek kendime
  7. içli
  8. ve 
  9. söylenecek en içten cümleleri
  10. önce kendime.
  11. ya da işte bir de arada tamam diyorum, yazacağım, herşey hazır, her şeyi benim de ayırasım gelmiyor, ama yine de tam o yazma anında inanır mısın, hiç çekmediğim o uyku beliriyor, ön kapıdan da girmiyor, arkadan sıkıştırıyor beni, uyutuyor 2 4 5 saat, uyanıyorum, halbuki depresyonda da değilim,
  12. ya da öyleyim sanıyorum,
  13. masanın başında oturmuş bitmiş yemeklerin kaldırılışını izlerken bana sorulan çay? sorusuna ihtimam etmiyorum ama yazasım geliyor işte, orada öylece durmuş, yemek sonrası, çay umursamazlığında, hissettiğim, aklımdan geçen, hissetmek de ne demekse de neyse işte, bana gelen o cümleleri yazmak, yazmak, yazmak. Ancak ben sadece aklıma suya yazar gibi serpiştiriyorum cümleleri, sonra gelirler diyorum herhalde kendileri, 
  14. hiç gelmiyorlar,
  15. hiç olmadılar san ki.

July 17, 2025

 Çağırınışkan

sokaklarda aradığım pembe köşeler en renkli yerde siyahın beyaz

hmm yok bir de en renkli yerde gri'ye rastlamak


GARİP şekilde kültür seni yerden çeken bir şey gibi baskınsa, köklere inmemek niye?

yüzeye kalmış şeydir özgürsüz suç diye?
yine de TEKNO çalıyor

büyük kılaplar işte

ya da rüyanda görürsün bre be.


kapı komşun yanıyor, Sır gibi saklamanı istiyorlar, acını, sessiz

en Zen olan şehir bile bazen serttir beton gri ( sestir)

rüyanda görürsün şekerim orada sakinlik bir mistery 

ortamda ₺arih konuşuluyor bağırıyorlar, tv deki bağırıyor, sesler yüksek, dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar! deyolar sonra bir de şikayet var hiç konuşamıyoruz diye neymiş efendim o neden kitabı bitirmedi ben neden okumadım kim hatırlıyor bak kristal bak tv gösteriliyor
konuşamıyoruz, şimdi de film açılıyor

Tv'de "yumurta çalsalar hapiste/hapse hükümet soy falan dönüp bakmayolar dioooo
Tv önündeki sehpanıntozunu al deyo 
tag atıyoruz üzerine
Babam allahtan sanat seviyor!
bozukbuzdolabı, uzay gemisi 2025 temsili

rüyanda görürsün şekerimmmm
burada sakinlik calmistery
ama tüm bunlara karşılık seçilmiş fikir kaosunun içinde dolanır iken sokaklardır itilmiş fikir havuzu mesajlar küpürü anlar ve şekillerden oluşarak hal ve durumlara dönen bir düşünceler çıkarımı dosyalarda birikir, öyledir işte sıra sağdan döner

uv oje, taylanddan inhaler 
ve getirin lan çarşajları
tembelmi siniz kime çektiniz diyor anne
yani yine haklı
sırtında çokça iğne gibi dikenleri vardı bazı anların
triyas dünyası sanarsın ortam şahakü

momografi kötüüü diye haykırıyor şimdi anne son zamanlardaki en iyi araştırmalara denk gelmiş
diğerlerini dışarı çıkartmadan önce onu durdurmalıyız deyo şimdi tv, bambaşka dünyalardayız harbi

kolonoskopi temizlemiş ama arkadaşımız emrahın bağırsaklarıi,

işte bi iyi bi kötüdür şeyler falan der kesip atarmışım bu işi iyi mi?



Bunu editlemiyorum arkadaş köpeğim ölmüş iki gün önce o geliyor aklıma, belki sonra da babam da salonda klima var diye saykırıyor rüyasında Çapkın
benimse elimde "by using public transport you protec the envirionment (e.f.o.r. 1977)" yazan bir patch var taa 25 senelik.

evrengile gönderiyorlar bu arada bazı hayalleri.

June 16, 2025

 






editsiz



 

June 5, 2025

 


 onların mac leri var,

aromalı çay içiyolar, ne istiyorlarsa yiyorlar, cidden,

onların parlak tırnakları var, yenmemiş, evet doğru duydunuz, ellerini ağızlarına götürmez onların ellerinde kokteyleri leri leri leri var, marka gözlükler ve birer penis, en azından her birine bir tane, 

kesilmemiş, var işte!


bense çoğu zaman mal varlığımın farkındayım, 

fazla çabalamıyorum yaşamaya,

zaten bunu ben istemedim,

ancak biliyorum işte, kaç param var, ne içemem

ne yiyemem

ne giyemem, (genelde ne giymem)

her şeyi zor yolla yaparım

falan ama işte ben istemedim yaşamayı

ondan umurumda değil tırnaklar macler ve pipiler

benim ilgi alanlarım var

sabahları kategorize etmem

yağmurda yürümeyi severim ama yürümem, bozuk da olsa makinalarım var çantam ağır !help!

mentollü sigara içerim ama sorsanız ben sigara içmem

thai tea severim, thai tea li herşeyi en azından bir kere yemişimdir, benden kaçıramazsınız, thai tea radarımdadır

fransızlar, ingilizler, italyanlar bir şekilde gözüme hoş görünebilir ancak cidden hepiniz de bir şekilde tırtsınız güzelim, ne varsa of çok sıkıldım dediğin türk erkeklerinde var, en azından ararlar veya sen ararsan oradadırlar.


kitap kapakları, eski binalar, dinci insanlar, ambalajlar, merdivenler ve dibi kum berrak denizlere ilgim var, nasıl diyim, işte severim onları izlemeyi, dinlemeyi, yanlarından geçip gitmeyi. ( her zaman yüzme havamda değilim sevgilim)

sonra yazacak cümleler biriktiriyorum gün arası, ya cidden çok zor durup yazmak çoğu- su verin biraz.

sonra bir partideyim, sırf sen öğren diye 5 dklık gösteriyorum nasıl sevgilin olunur

ya cidden çok zor durup senin sevgilin olmak

5 dklık anca

yetiyor bana

sonra yalnızca saçları güzel görünen güzel gürüşlü karizmatik bişeysin

ama binlerce binlerce binlerce ce ce cesinizzzzz




June 4, 2025

mesela öylece durmuş düşünürüm 
bu fırtınada, ılıklıkla gelen bir sen fikrini
basitçe şöyle karşımda durması, işte ne biliyim mavi gözleri, bilmiş laflar
her birşey sana dair yeterli aslında 
Su almaya çıkıyorum,
biraz parlayan bir duvarda sen geliyorsun aklıma,
O da buraya bakmış mıdır acaba?
kitabın sayfalarını çeviriyorum,
Bir sayı sallıyorum 77ye 2,
çevrilemeyecek kadar seçenekli o kısmı açıyorum,
sana soruyorum,
a bilerek bana yanaşmıyorsun 
b sen cidden farkında değilsin 
c sarılmak ister misin? 

Motordan iniyorum, suretler unutuluyor akşamın tozlu köşelerinde, aldırmıyorum
düşlere yeten tek şeyin tarifi dilimde.
bir yerden çıkarsın, biliyorum.




April 22, 2025

 Duvardan sıyrılıyor, omuzlar dik, 

ayakkabıları ters duruyor ve yüzüğü kayıp. ( cidden onu her yere soruyor, griye boyanmış kayrak, köşedeki yazı, yamuk kaldırım, çamurlu paket )aletten duman alıp yanındakine uzatıyor,

kahveyi hindistan cevizli seviyor,

Duvara geri yapışıp, omuzlarını silkiyor.

şimdi de kendisi ters duruyor.

April 21, 2025

Uca gelmek

Sivriye girmek

İçmek

Düz

Çekik ister

Seviyorum

Çek Çek Çek

Bitkinliğin tasarlanması
Spükülatif gelecek tasarımı 
Yüz körlüğü saçması

Fena değil işte buralar

Bi sen yoksun şekerim 


 

 ......."Alarmdan önce uyandığını farkındaydı, ama yine de akışkanlıktan önce telefona baktı. Saate umursamaz bir bakış attığından, 7 dakika sonra çalacak alarmı hiçe sayarak uykusuna geri dönmeye çabaladı. Çabası işe yarayacaktı ki son 7 dakikası dolmuştu, alarm çaldı. Bu sefer zorunluluktan uzatması gerekti elini telefonuna, 10 dk ertelemek mi? Tamamen kapatmak mı? İşte karar merceği tam da o noktada, sabahın köründe devreye sokulması gereken bir aksiyondu, karar vermeyi pek sevmezdi. Hatta hiç sevmezdi. Biri ona fikrini sorsa, öyle bişey demeyeçalışırdı ki rengi gri, tam ortalama, onu der gibi ama bunu da der bir halde, hep nötr. Aman yanlışlıkla yönlendirmeye görsün, tüm konuşmayı gerekirse baştan yapar vehayut uzatır da karıştırırdı ki karşı taraf onu dinlemek yerine kendi bildiğini okusundu. Kararını verip alarmı sonuna kadar kapattı, bir sonraki gece yatmadan önce tekrardan açacaktı, ancak bu bir sonraki gecenin kararıydı ve onun peşine takılmadan yatakta bir sağa bir sola dönmeye başladı. Biraz daha uyumalı mıydı?"......


bu da başka bir kısmı, tırtışkolukla it can go somewhere arasında, yarım bırakıldı.


 

......... " Ayakkabılarının hiç birisinden memnun değildi, hiçbirisi rahat gelmiyordu ona. 7,8. Dışarı çıktıktan max 25 dk sonra aklında ayaklarının ağrısı vardı ve genelde 10 saate yakın dışarıda kalırdı. 11,12. Ayağa kalktı, en azından daha ayağında ayakkabısı yoktu. Havaya birkaç yumruk fırlattı, ayaklar rahat, öne geriye adımlar, tahminlerden az süren bu hava yumruklama seansını telefona yönelttiği dikkat bozukluğu yardı. Eline aldığı gibi ayakta dikili kaldı, 3 dk, 5 dk, 7 dk. Biraz o app, biraz bu app, 11 dk,13 dk, duşa girse miydi? Yoksa dışarı çıkıp, akşam dışarı çıkmak için tekrardan döndüğünde zaten gireceğimci miydi? Moodunu o da anlamakta zorlanıyordu, civarda enteresan kuş sesleri vardı, hepsine kulak kesilmese de varlardı. Telefonu bırakıp yatağa geri oturdu, işte bu tehlikeli bir uslüptü. Ya tekrardan uyursa? Eline kaldığı homestay’in kütüphanesinden seçtiğikitaplardan kendi dilinde olanını aldı, bu cidden pek sık rastlanan bir durum değildi. Etraflıca konuşulan bir ana dili yoktu, zaten bulursa da ya dinle ilgili olur ya da çok satan romanlardan biridir diye iç geçirdi. ".........


yazmaya başladığım gğn yazmayı bıraktığım olmayacak hikaye kitabımdan bir kesit.

olmayacak çok şeye başlarım, belki başladım diye olmadılar, veya her ne ise.

'19

 



 alttaki başvuruyu kazandım bana bin dolar verdiler, para hala gelmedi, sırf gelecek diye heralde 3 katını daha rahat harcadım, borçlanıyorum bir yere, allathan banka değil, ama ne farkı var canım?

December 5, 2024

 


bunu bi yere başvuru metni olarak yolluyorum çünkü cidden düz cümleler asabımı bozuyor, bari şiir halde dursun, başkalarının da asabını bozsun .p cümle kendini bu noktaya getirdi, cidden benim şuçum değil, düz cümlenin suçu..


The city breathes, screaming into itself.

-I have seen

Echoes linger in hidden corners— are pink.

Colors fade, then recall their first forms;

thus, they remain- yes I feel.


The roots are tightly bound below, yet I rise toward their depths.

Everything is tied to the city, 

-but they say it is free.


A techno rhythm hums—yes, yes, you heard it right.

from distant, or perhaps only in your mind.

The grey-wall cracks; we’d like to think a rainbow did it,

but such things bloom only in some dream.


It was a dim light, neighbor,

or perhaps the truth of our captivity, cool as a winking secret.

They think the city is silent,

but with every step, it tells me its harshness,

like sweat dripping from the body of a shattered tale.


Calmistery.

Is there peace within chaos

that exists between the city and the dream?

And yet, I shall conjure reality into being,

in the cities I've been.

November 17, 2024

 bütün diyemediklerimiz "isterem başıya gele, ah bi gele vah bi gele, göresen ne renk olur" de ziplenmiştir, düğümlenmiştir.

Aşka düşün denk olan odur


haha bvunu cidden yazmış olmam da çok komik goa da bu türküyü japonlara meze yaptığımız akşam telefonumdan alt fondan açmam da.

 Önce bardaksız yalnızca şişe var yaptığı uydurma ışığın üzerinde, sonra kafamı bir an çeviriyorum bu sefer aralarına bir bardak bırakılmış, ışık ile şişenin salatası tastamam tosttaman.

Soruyorum, ortada bırakılmış şey kadar olduğun ve bildiğin sen öyle mi ki bunu da ben istedim, bu, Varsayım üzerine varsayım ürettiğimiz durup düşünmemeyi eskittiğimiz gerçeğimize ne olur?

en az düzeyde karışıklık en az düzeyde silmeyle ilişkilenirken, dikkat başı çeker, adım arası geçiş rahatlığınca.

Sıradan akşamlar tarafından dışlandığının ayırdına vardırıyor seni şu sabah, gölgemsi sis sarmış saate geç kalır o yüzden normal.


bye.

 Bu çok iyi ve çok doğru ve tr ekstra harfsiz anlamlarıyla da mantıklı- hatasız olduğu gibi


Sen birinden hoşlanırsın
Ama dönün cislidir o sırada
Bunu bi sen bildiğin için umursamazsın
Taki eve yalnız varıncaya kadar

İstediğin herşeyi başarabilirsin çişli donula bile
Önemli olan budur

30 ocak 2023

 

saçma bi şekilde bu şiir ya iki kere yazıldı hatta 3, bi de seneler önce vardı benzeri o kısmı sildim gari, neyse a harfi burada da onda değil ama heralde bi zaman akışı mevcut diğeriyle, yenilenmiş versiyon altta olacak. ya da alt alta tek öykünme

 

 

 

 

Gözüme birikiyor far

Parlıyor beklenen o anda

Köşede duran çöpü görüyorum, bu koku nasıl bir leşe ait olmalı die düşünürken biraz ileride içime çekmekten çok hoşlandığım o kokuyu orada tutmaya çabalarken buluyorum kendimi, işte öyle

2 nefes arası uzuyormesafeler 3 adıma sigsalar saaar pls

 

Ne çekeceğim içime şimdi

Yalnızca hava kokuyor buralar

 

Herşeye dönem dönem taktığım gibi mi takıyorum bir sen fikrine sıkılınca başkası geliyor yerine sonra hiç olmamışsın gibi unutabiliyorum sen fikri

taki açıkçası bakana kadar telefonuma ve basana kadar yanlışlıkla a harfine:

oradasın

Unuttum

Artık ne a harfi sende senin kendi s inle.

 


Bu da yazdıktan aylar sonra ilk defa okuduğum bazı yerlerini anlamadığım ama anlamlandırdığım çünkü anıyı ben yaşadım kumsalda pet şişe topluyorum aslında, o kadar basit.



Kıyıda bir şişe duruyor, ufukta tam güneşin batacağı hizada uzanıyor öylece parlak boş kapaksız,

kum yok içinde.

Restoranların birinden çaldığım bir diğer çay kaşığı ile 2.coconatın içini bitiriyorum afiyet.

Etrafımda 4 bilemedim 5 köpek 3 bilemedin 4 arkadaş var

Yıkık bir bina arkamızda duruyor, ölmüş bir ağaç gövdesine dayanıyorum.

Adımı çoktan tagledim elbette.

Ne diyeyse her yere işeme,

köpek miyim ben:

 

Köpeğim unutulmuş duş içinde.

Unutulmuş düş peşinde de köpek olurum.

kendime yaladığım, sürtündüğüm bir ben kalıyorum kuşların ardından- kumların farkından

su şişesini çıkarıyorum günün batımına bölüyorum..

 

b-nazi köpekler agresiftir tatlım

Bazı köpekler değil

Söyleyecekleri güçlü şeyleri olduğunu düşünen insanlar da vardır

Küçük arabalar da

Bozuk buzdolapları

Herhangi biri olan birşey vardır oralarda arandığını sanan

sen de

Ararsın

tüm cevapsızLar olsa da

Tekrar tekrar

Devam et bağır evet

Neyi tutuyorsan içinde ıslak köpek kuyruğu deymiş gibi biryerlerine kımıldamadan ıslan öyleyse

Denizlerin farkı ne?

Demiyorum aynılar

Değiyorum birinden diğerine

Belki sen de değiyorsundur diye

köpeği oluyorum yokluğunun

Köpeğim olur muydu?

Ne yaptıysam edemediğim senliği köpek ettim yokluğuna

Duruyorum şimdiyse plansız baktım ki kendim dahi kayıp.

 

Kıyıda duran şişeyi alıyorum sonrasında deniz yakınlaşmış oluyor biraz daha

Denizlere bırakmıyorum lafa daldıran ilk nesnemi,

kumsalda olan birbaşka birsenin yanına koyuyorum

Bu kadar basit, atlıyorum senden sene sonrada illa bir sen diyorum.

 

Sen köpek ben köpeklerce diziliyorum.

Oh Lord, Don't Fascinate Me

i drink milk every day