August 3, 2026

bazen böyle yaşadığım yeri hiç bişeyi ve herşeyiyle sevmiyorum birileri hikayeler ya da bir merhaba bile bayat geliyor, ama olsun ya çok da bayat değil bu salatalığın iç kısmı salataya konulabilir şekilde bayat değil bildiğin bozuk balık misal sonra bazen seviyorum yaşadığım şehir güzel özellikle içeriden, evde diyelim.

July 29, 2026


" 'yanılıyorsun,hiç biri bir diğerine benzemez.dünkü ben ile bugünkü ben bile,birbirinden çok farklıdır...
...ve hiç kimse,bir diğerinin yaptıklarını-yaşattıklarını sana yaşatamaz,sanıyorum.belki daha iyisini belki de daha kötüsünü,ama aynı-olmamalı.
yüzünü yıka,biraz daha ayılmalısın.' "

-diabro nomikta

July 24, 2026

 üç günddür yıkkadığm temmiz çarrşajı yattağa takkmıyorum

saççlarımı da bazzen 9 gün yıkkamıyorum

enn sonn gitttiğim köyyden de varrislerim mossmor dönnüyorum

enntera bassınca niye bu kaddar boşşluk bırrakıyor annlamıyorum

gülller kurru

tırrnaklar norrmal

ekkran beyyaz 

sessler tizz

şarrjım norrmal ama yerrim yok hoccam whhatsapp e girremiyorum ve bazzen saddece birr annda kimmse siggara iççmiyor isstanbul'da annlamıyorum.

bu skktmin appartmanın da dahhi muttlu ollamıyorum

2şer gir sessiz bekle, duyabilirsen, keşkeler dahi seni itiatsiz düzer işte, belkiler daha iyi de neydi baki olan derinliktir adi,

istemedi, ilgilenmedi, bir ses verdi lakin yine,

ne bilirse

onu etti sahi.


2li sessizler mani.
yasla güzelim kafanı en bilindik boş yapmaların çıkmazına, kşöe yok burada, biraz muamma 
biraz yağlı göbek anca, baş taşında, görüyorum ilk doğduğun günü, salak mıyım ben sorsana.



July 19, 2026

Yavrum sana yazmak için telefonumun kilidini açtım ve instagrama girdim,
Bu sokağı hiç bu kadar boş ve gürültülü görmemiştim, 
alkışlanınca belirsizce gelen ağlama hissi gibi sol ayağımın küçük parmağı, 
ve üzerime konan ölü sinekler. 

evden çalışıyorum bebeğim, 
Çocuğumuza çikolata alabilmek için.

Gezegenler hareket edinceye kadar, 
doğru duydun: Kadın anatomisi. 
Köprü değil de ne bu sırtımdaki?

Ezanı ilk defa duyuyorum sanıyorlar, 
ellerinde dondurma, 
hayranlıkla veya her ne ise, 
Kulaklarında,
Geçiyordum öylesine ve ilklerini bana yakıştırarak bakıyorlar.
Hayır bebeğim, 
Hap lazım değil.
Veya her ne ise. 

July 18, 2026

 bu meslenin de bu şekilde ilerleyeceğini biliyordum,

bana bişeyler yazmanı ben istiyordum sene te 2008di.

sonra 2018 de keşke yazmasa der olmuştum, cidden dozu arttıkça ilerleyen sıkıcı------------- dayanamıyordum ama bu sendin işte, bir yandan ne benimle ilgili vardı böyle oluşunun ne de seninle. sonradan her birini görmezen geldiğimde rayına oturdu iletişimimiz, çünkü asıl söylemek istediklerin aralarda gizlediklerindeydi. sen benim en çok inandıiım insanlardan biriydin, hep oradaydın, ve vardın.

2026a kadar sırf bu sebepten arada cevap verirdim arada vermezdim. Vermeyip vermeyip sonra gelir kaldığımız yerden devam ederdik, internetten tanıştığım ve bu kadar uzun süredir iletişimde olduğum tek kişiydin. yıllarca kilo aldığın için benimle buluşmadın, bu yaptığın en az saçma şeylerden biriydi ve umrumda da değildi, oradaydın, bu yeterli.

ama bu meselenin tam olarak bu noktada bu şekilde sonlanacağını bilip de hiç birşey yapamamanın gerçekliği, beyaz ekran gibi karşımda öylece, en güçlü duvar sanki.

peki ne oluyor, geceye yakınlaşırken, son anında, belki bir ihtimal mi? diyorsun. 

ya da ne dememi isterdin? bilemeyeceğiz.

önce ismimi yazdın sonra "orada mısın?"
senden uzun süredir hiç bu kadar ciddi bir mesaj almamıştım.
ve klişedir ki bir daha da asla alamayacağım o son sorun ile orada kaldın. bu son sorunla orada öylece kalacağını bilsem cidden orada olurdum ben de, son bir kere de olsa, orada, cevabımla. 

buradayım.

sana kaç kereler şiir yazdım? ya da hangi şiirin hangi cümlesine her şekilde sızmayı başardın. Mavi belki de sendin sahi.
söyleseler inanamayacağım şeyse kendini öldürmen ardından yazacağım bu boktan şeyin gerçekliğiyle beyaz ışık altındayım. Hayır ampulüm beyaz değil, tek ışık kaynağım ekran, evet sen öldün.

ağloıyor olmam, veya başka hiçbirşey, bu yazıyı cidden kötüleştirmiyor, bunu yapan sensin. üzgünüm. sana şiirler yazmayı, hikayelerimde karakter olmayı bıraktın çoktan, biliyorum, uzun sürmedi ama tam da yalnızca bu yazıyı olduğu gibi kötü yapmayı bana sen öğrettin, yalnızca en güzel cevapları hep sana verdiğim halde. en saçma sorularında da, yazılarında da, çektiğin filmler, veya küfürler, her zaman, en güzel cevaplarım senin diyaloğunda çıktı ve evet herşeye rağmen. bu oldu. o öldü. biliyordum, tahmin etmediğim tek şey son anında bana yazacağıydı. orada değildim, ve vereceğim cevap güzel olmayacaktı. bana sana kötü cevap vermekten alıkoyduğun o saat, orada olmamakla, sırf güzel cevaplarımla, sonsuza kadar, konuşma kayıtlarında, bulut olarak, varız. varım. ben varım, ve herşeyi okuyorum, tekrar tekrar, ne olursa olsun, o şiirler sanayken, bir yandan hiç birini sana okumamışken, bir yandan hayatımdan hiç çıkmadan. beyaz çarşaf altında, ekran başında, karşı karşıya, ilk günlerdeki gibi, ama konuşmadan.

önemi yok, hiç bir zaman da olmadı. hiç bir şey artık önemli değil bunny, üzgünüm. tüm vermediğim kötü cevaplar için. 

18.07.2026

21.58

May 5, 2026

there i object of make me unhandy subject, fence became pensive, in no-name ache. yet hearing a blind but loving an anchor, to pursue the end, doable core of understanding, scrolling zero. as it is be, slidely me.





x


 melodi ve bölüm

kaygısızca karşındayım,
gözlerimi teninden taşıran şey fikrin
yalnızca bana bölünen,
zaman aralığısın
öpülesi dudaklarım
senden yana
kaçık tartılsın
yazılı sayfalarcasına bildiğim içimi tarar gözlerin
kemik ölüsü örgünleşir halime,
melodisi bu tıkırtı işte.

amanos dağını sırtlıyor dönüşüm meleği,
serbest rekabete düş,
hayali unutuş sana didinir,
biten en alkaya bölümse bana çullanıyor,
devam etme deyolar,
haklılar. 

temmuz '24





 

 kulaktan kaçan seslerle,
laden eksik dükkanda beliriyor dünden kalan eksik affedilmiş kırmızı düşüm,
yüzen bir his akıyor içeriden, sis ta akşamdan kalma.
benim otomatiğim sensin, mesela bur da arada bir duyulan bir eda,
sessizlik çöllerken kolidorları,
manzaramsın der hep ansızın.
memelerinin arası vadim,
kalçalar dağ,
amında okyanus bana,
tape gibi ama sarmadan, tekrar tekar,
yazardın şiirleri, sırf söz olarak var olanlarından,
ve they're the be all end all yazılmışlar arasında.

May 1, 2026

 2020 defterden, foça:

belki biraz isli
ilmik bedeli

nedir beni unutturan anda?
nedir beni umduran ana?

nedir bu an yan gözle bakılan?

bazen rüyalarımdan birinde gibiyim,
bazen rüyamımmmmmmmmmmmm,
bazen ölüm.
    "     taş.

    "    basamak.

    "     azmak.

    "     sen.
kimisi ben.
neyse çekilen,
kaçan kabaran,
kaybolan
tınısı yankılı
zaman,
duruyor ayak uçlarımda,
adımlarım ise saydam..




 görmeden önce ölünmesi gereken yerler:


burası bir x mi ya da

k

en nihayet,nde.

April 7, 2026

Batının tekrarı kaçıştır; bilinmez bir bavuldan sarkar: kararır kararlar,
6 kere dağılan geçmiş işareti,
tavlaya musallat.

batılın suyuna damlar nihayet, adı fısıldanan yoksul şaraplar.
kimi bavullar çoktan senindir,
tekerlekli tekerleksiz
kumaş veyahut hardcase,
indirgenmiş tuzaktır kaçışlar, seni kendine hapseden o bavullar içinde.

ne nolursa olsun yoldur iz bilen,
çıkınca aykırır kendini inden
simya dedikleri benin içinden
kimya da olsa olsa senden.

bilmem kaç kere unuttuğum hayat bana mahsus sırf yön bulmak dediler,
dikildiğim bir ağaç yalnızlığındaki şimdi; seçilmiş boşluğun sessiz uzaklığındaki dem pahasına kendini gerçekleştirir,
sırf çoğul hissedebilmek için, derler.

dur, pişt ayna,
hissettiğini kendine söylemeye çalış hadi gı ayıkla,
şeylere dair duyumunu her tarzda hissedebilir misin?
ben hissetmeyi bilmem, düşüme dahi zor bu iniltiler,
istem imkansız bana,
ama her şeye rağmen hayagücüm verir şeklimi;
beni yormadıkça yaşam kurulan her biri hayatın içinde akması için gerekli değişmazeleri,

ama yorgunum işte, açık bu, ne diye bilmem,
yorgunluklar aynıdır hep,
hiçlikler gündük,
kendilik gece gerilir,

kelimeler ise dokunabilinir nesneler
ve başlangıçlar da iradedışı:
ARZUM MİT YARATICISI.



 eski ben olmak üzerine


Hatırladığım şeylerden yalnızca istediklerimi tutuyorum,

çok bağırmam veya heyecanlı olmam o kadar dert değil

sesimin şimdiki kısıklığına tikeliyorum 

sonralarda geleceğine başında söyleyeyim, arada tırnak yemediğim zamanlar da oldu, zannım biraz kısa dahi de olsa bi şekilde, kurtulmuştum işte,

eski ben olmak üzerine söylenecek asıl şeylere başlamadan önce gevelemek mi yoksa, ne alakası var canım, eskilik de ne mi? diye bekliyorum klavye başında.

evet, bunu direk buraya yazıyorum, inanır mısın defterim solumda duruyor, önce onu eklime alıyorum,

bu sefer ideal kalemi bulmam da pek zaman almıyor, defter de çizgisiz ve uzun ince, anlayacağın tam istediğim şekilde,

miranda çalıyor arkada,

herşey ok,

bilgisayara yazmak isteme kararım da ok,

ama bu başlık bana sabah Nico'nun evindeki tuvalet aynasına bakarken geliyor,

bi işeyeyim diye gittiğim tuvaletten kendinden emin gibi de denilebilecek, bi enteresan eda ile ayrılmadan önce kendimle göz göze geliyorum,

cidden kendinden emin olunacak bi durum yok, yeni kalktık, kahvaltı falan yaparız,

duşa girmem, 

yani belki akşam girerim falan gibi bişey yataktan kalkarken düşünmüştüm,

o aynadaki bakış, kendinden emin gibi olmayan ama kendini gören o bakışla gelen bir cümle bu,

eski ben olmak üzerine de değildi tam, ama o anda not almadığım için unutuyorum,

şu anda tekrardan türetmem gerekiyor başlığı

eski ben ile ilgili aklıma hızlıca gelen şeyleri saymak istiyordum o anda,

ama ne önemi var aslında diye düşünmek şimdiye kalıyor,

acaba cümle tam olarak neydi?

eski ben olmak üzerine olmadığını onu şu anda bulduğum için biliyorum ama ihtimal yürütmekte zorluk yaşamam niye?

o da bir eski ben değil miyin en nihayetinde*

bir önceki cümle ve bu cümle yerine yazdığım ve sildiğim o cümleden kaynaklanan bir geri çekilme yaşıyorum yazdığım şeye,

cidden devam etmek, bazen etmemekle sonlanmalı.

bu da böyle.


March 20, 2026




 
                                          

her durumda, kinetik de olsa, ya da sinetik, mimetik veyahut sistit, diyelim etnik,

geç kalıyorsun,  uyanmalısın şekerim, 7 bilemedin 8, zamanlama dansta; bir iki torba: gereklilik, iş bitir falan ama, cidden yararlı olma halinin önemi ile bişeyler yapmış olma hali farklılaşıyor sonunda.
bunu ayrımsayabilmeslisin..
türbülansın doğası ne idiyse, akıp gitmenin hali bir başka,

herhangi şeyin mekaniğine geri dönecek olursak, kurallar işte napalım her biri birbirinden sıkıcı,
bir parçacığın konumunu ve hızını aynı anda kesinlikle saptayamadığımız gibi, kişi bilmeye bilir cidden hamam çıkışı ne istediğini

ilk olarak "Le Sacre"

30 Temmuz saat 4te

ne hareket edecek alanın kalmıştır ve de kültürün son kalıntıları da artık ölü atmosferde parçalanmaya başlamıştır. Farklı bir atmosfer yaratacak olsan ne renk olurdu bu? İçinde ben var mıyım? Ölü ağırlığı dağılır mı bu sayede? Ya da burjuva vurdumduymazlığına yer kalır mı içinde?
 
31 Temmuz saat 7de

Neredeyse sabah başladı. Kafeye oturup yazıyorsun, peki ne hakkında farkında mısın? Belki bir gün anlaşılacak dediklerin, kendin tarafından, belki bir gün sen heralde 72 olunca, ne acıklı.
Yerini değiştirmelisin, güneş neredeyse hiç bir masaya vurmayacak olduğu halde, kahve hiç bir zaman porselen bardakta verilmeyecek, keklerin tadı olmayacak, harddisklerin dolmayacak, kitaplar bitmeyecek, anahtarlar kayıp, yüzüklerin çıkmayacak parmağından, 72sin işte, öylece, zavallı Türkiye! aynı uçurum üstünde bekliyoruz öylece, geçen yılların şarapları bambaşka, geçicilik içyüzümüzü kusuyor, 

böyle yaşlandık işte, 

bir haber birbirimizden, 

bir tek şiir yapar sandım;

aramızdaki belirsiz boşluğun köprüsünü kelimelerden, 

pantalonlar öldü, odalar sefil, manzara mor,

sabahtan sabaha, geceden geceye, bin bir dolandık, adı bilinmez zincire, ne olduysa oldun, 

sonunda ben de sen de bambaşka layed and waited.






 


 

  

Yokluğun hissedilmesi nasıldır ki ki kişi asla bilemez bufikri
Yoktu o sırada sahi
Bir yerden azalırsın ve hiçbirşeyin umrunda değilsindir
Bir yerden az varsındır anca bir yere kadar işte
Hayır elbette aklın orada değilse bile bir şekilde o yokluk fikri çeker seni olduğun yerden geri
Olduğun yerde varsındır varlığın ağır değil de olmadığın yerdekiyokluğun tondandır sanarsın
Yokluğunla var olmak olduğun varlıkla varlıktan da ağır basar sana uzaktan
Ne diye uzakta olak ister ki insan.
Ne diye geldik bu yolları
Ne diye aradığımızkişi biziz ya da o
Nedir çıkmazı bunun ünkü o sokakları evimiz yapabiliriz uçlarında ağalar ve kökleri kokutur-korur temelimizi palmiye değiller ya sarmalamadan sadece tutunurlar betona mı mi mü
Dünkü dost çıkıyor kapıdan görünmez olmuş su fidan
Havalandırma telaşlı
Gri bir toz şampanya rengi olandan daha fazla toz değilse de
Frene verdiğim takma ad sırf tersten okununca mana yayar etrafa*
Fışkıran duvar, onlarca tuşla- yazlık yorganla- dürülmüş 3lli peso ve bozuk hatlarla sıvan sıvan
Kabloyu çekme dur
Son bir efes şişkodan
Yoruz yorum yolun
Duvara a yazmıyoruz v yazmıyoruz 0 (sıfır)





x

March 19, 2026



 Kırmızı iş olsun diye, bardağa doluyor, turuncu pek sesli, yanımda duruyor

harddiskleri birbirlerine aktarıp birbirlerinin yedeği yapmak ve onların da yedekler olması, ve oradan bir diğerine aktarılmaları vs derken cidden gına geliyor olduğum kişi olmaktan, 

içine koyduğum her bir şeyin, sesi ve ısısı tenime çarpıp, şarabıma damlıyor,

kafamı bir türlü güzel edemiyor çoklukları, varlıkları eziyor ama diyelim hadi bari manası olsun cümlenin.

Mavi anahtar, kahve rengi kazan, arada bir b harfine sağ elimle ulaşmak istersem bilekliklerimden çıkan aşırı sakin ses kadar zarif ve olağan olamıyor dünlerim,
cidden bazen ne veya kim olmak değil de, sonrası önem arz ederken birliğe, tek istediğim beni dik tutmamış olan gerçekliklerin, bir şekilde aniden önemsizleşmesi olurdu, o da sorsalar yani, kimsenin soru sorduğu yok, pırt

kimse sorgulamıyor, cırt, sen kimsin, ne içersin, bu sana vereceğimiz şeyi başka bir yere mi götüreceksin, kimsenin umrunda değil ama zaman ödemeye gelince bin bir bahane ve sen iban verseydin ya gibi kolaylamalar ama kusura bakmayın fatura kesmem gerekir kdv yi götümden çıkmıyor doğru duydun, stopaj süsümü yokluyor nakit dedin nakit öde gelecek hafta dedin diye yazdım, 2 hafta sonra deseydin o zaman yazardım zamanımı alma bir de şimdi taksiye binmem gerekecek falan gibi şeyler genelde freelance çalışınca hep oluyor ama biliyor musun hiç birinin önemi yok zaten yüzde 92 indirim yaptım sana, cidden çalışmak için para harcanıyor bu ülkede.

evet diğer ülkelere gelince de, bir davetiye ya bir adet, bla bla falan filan bile imkansız bu devirde, alıp kendinizin evi yapabilirsiniz zaten ne kadar süredir ve nasıl orada olursak olalım bizi oradan saymadığınız sikko toğprakları. 

sanki yıllaaaar önce taaaaaa bam başka ülkeleri sömürüp oralara çökmemişsiniz ve oralara ay evim ya süper dememişsiniz gibi sizin oralara gelenlere bilmem kaçıncı sınıf gözüyle bakmanız boktanlığından anlamalıyız bi bok olmadığınızı, cidden sadece biraz açık ten ve contemporary art falan işte.

yiyorum işte kardeşim, tırnağımı da yiyorum, avrupalı çakması amerikan pipisi de, iran da, her biri, evet kardeşim faturama ekleyin, gelsem dahi siktimin ülkenize, işiyorum her bir deliğine, 
işte belki o zaman diyeceksiniz

biz bu kişiyi iyi ki daha önceden buraya almadık
pembe kırmızı mor mavi yeşil sarı yeşil kusuyorum üstünüze

i drink milk every day